Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Türkiye'de parlamento seçimleri geniş kargaşalar içinde nihayet düzenlendi. Bu geniş kargaşaların sonu, Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma partisi için hiç de iyi değildi. Recep Tayyip Erdoğan ve onun bağlı olduğu partisi, parlamentodaki 70 sandalyesini kaybettiği bir dönemde tek başına hükümeti kurma gücüne sahip değildir. Türkiye halkının yaklaşık 47.5 milyon insanı oy sandıklarına giderek, parlamentodaki 550 sandalyeyi siyasi partiler arasında paylaştırdılar. Nihayet Erdoğan'ın kâbusu gerçekleşti ve Türkiye'deki 4 siyasi parti sandıklara atılan oyların toplamının en az yüzde onunu elde ederek parlamentoya girme şansını kazandılar.
Bu arada Kürtler ilk defa tek başına ve bir siyasi parti olarak parlamentoya girme hakkını kazandılar. Halkların Demokratik partisi, Kürtlerin yanı sıra kadınları, gençleri ve hatta solcuları cezp etmek için geniş çaba harcadılar. Adalet ve kalkınma partisi parlamentodaki sandalyelerinin çoğunu elde edememenin yanı sıra, 69 sandalyeyi kaybederek referandum yolu ile parlamento sistemini başkanlık sistemine dönüştürme yetkisini kaybederek azınlık hükümetinden başka hükümeti veya koalisyon hükümeti kurmaktan başka yola başvuramaz. Bu da bir gerçek ki, Milliyetçi Hareket partisi başkanı Devlet Bahçeli'den tutun da Demirtaş ve Kemal Kılıçdaroğlu'ndan hiçbirisinin Erdoğan ve ona bağlı Adalet ve kalkınma partisi ile koalisyon kurma gibi bir niyetleri yoktur.
Bu şartlar altında Erdoğan siyasi isteklerini en aza indirip anayasayı değiştirme gibi hedeflerinden vazgeçmek zorundadır. Türkiye Cumhurbaşkanı hâlihazırda parlamento seçimlerinde tatmak zorunda kaldığı acı hezimeti ve bunun acı sonuçlarını şimdiden görüyor. Erdoğan geçen yıl yüzde 51 oy elde ederek, Türkiye cumhurbaşkanı olarak seçildi. Erdoğan parlamento seçimlerinde eskisi gibi en fazla oyu elde ederek tek başına hükümeti kurmayı hayal ediyordu ancak bu hayali gerçekleşmedi. Parlamento seçimlerinde Erdoğan ve bağlı olduğu Adalet ve Kalkınma partisi kötü sonuçları öğrendikten sonra şoke oldu. Geçen yıl Erdoğan'ın Türkiye'de düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 52 gibi büyük çoğunluğu elde etmesi, CHP, MHP, HDP ve diğer muhalif partileri gri oyları elde etmekle Erdoğan ve adalet ve kalkınma partisini yenebileceklerini zannediyorlardı.
Gerçi Erdoğan ve onun partisi olan Adalet ve Kalkınma partisinin muhalifleri sayılan Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli ile Salahaddin Demirtaş ve İhsanoğlu'nun ülkenin yönetilmesi ve Ankara'nın siyasi bakış açıları konusunda ciddi ihtilaf içinde oldukları anlaşılıyor. Ancak onların asıl hedefleri, Erdoğan'ın güçlenmesi ve Türkiye anayasasının değiştirilmesinin engellenmesi idi. Hâlihazırda Erdoğan muhalifleri onun ortadan kaldırılması hedefine ulaşmayı başardılar. Uzmanlar, Erdoğan'ın seçim sonuçlarını açıklanmasının ardından muhalif partileri ortadan kaldırma yönündeki çabalarını sürdüreceği inancında. Erdoğan şimdiki şartlarda manevra gücünün çoğunu kaybetmiştir veya açıkçası Erdoğan Türkiye'nin iç ve dış siyasetlerindeki siyasi denklemlerinde gücünü de tamamen elden çıkarmıştır. Bu da bir gerçek ki, Türkiye halkı genelde Erdoğan ve onun partisine yönelik öfkelidir ve hoşnutsuzdur.
Erdoğan ve onun partisi olan Adalet ve kalkınma partisi Türkiye'nin birçok kentinde özellikle ülkenin doğusundaki Van, Maraş ve hatta Mersin ve Alanya ve ülkenin diğer önemli kentlerinden olan İstanbul, Ankara ve İzmir ve Erzurum kentlerinde protesto gösterilerine katılan halkın yoğun itirazlarıyla karşılaştı. Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma partisi geçen yıl düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 52 gibi büyük çoğunluğu elde etmekle, bu yıl düzenlenen parlamento seçimlerinde de aynı zaferi elde edebileceğini düşünüyordu ki bu hayali hayata geçemedi. Gerçekte Erdoğan ve onun bağlı olduğu Adalet ve kalkınma partisi hesap hatasıyla karşı karşıya kaldığının farkına vardı ve o da, parlamento seçimlerinde oyların yüzde 40'ını elde ederek parlamentodaki sandalyelerin büyük çoğunluğunu kazanamadı ve hâlihazırda önceki hayallerini kaçırdığını rahatlıkla görebiliyor.
Erdoğan'a muhalif olan siyasi partiler son aylarda Erdoğan'ın diktatörlüğü ile mücadele sloganıyla birleştiler. Bu şartlarda Erdoğan'ın parlamento seçimlerindeki yenilgisi, Türkiye cumhurbaşkanına karşı yeni buhranların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu durumda Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu da istese de istemese de Erdoğan gibi istemediği akıbetle karşı karşıya kalacaktır. Erdoğan'a muhalif olan partilerin birçoğu hatta Adalet ve kalkınma partisi taraftarlarından bazıları, Davutoğlu'nun istifasını istiyorlar. Türkiye'de yapılan parlamento seçimleri, Erdoğan'ın Türkiye'nin birinci gücüne dönüşme yönündeki rüyalarının yok olmasına neden oldu. Erdoğan parlamento seçimlerinde zafer elde etmekle, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı üstü bir konuma yükselme hayalini taşıyordu ancak bunda başarı elde edemedi.
Fransız basını Lömond gazetesi Erdoğan'ın parlamento seçimlerinde yenilmesi hakkında yazdığı yazıda şunlar kaydedildi: 'Parlamento seçimlerinin sonuçları her şeyden önce Erdoğan'ı etkiledi. O saltanat gibi planını ileri sürmekle parlamento seçimlerini kendisi hakkındaki referanduma dönüştürdü. Seçimlere katılanlar Erdoğan'a kesin yanıtlarını verdiler. O parlamentodaki 400 sandalyeyi elde etmeyi ve cumhurbaşkanlığı yetkilerinin genişlemesi için anayasayı değiştirmeyi hayal etti ki, bunlardan hiçbirisini elde edemedi. Erdoğan cumhurbaşkanlığı ötesi hayaline ulaşamadı, üstelik onun ikbali yok olmak üzeredir. Erdoğan'ın siyasi yönden ruhsal bozukluklara bulaşması şimdi açığa kavuşmuştur. Bu hastalık gelecekte adalet ve kalkınma partisinin diğer üyelerine de bulaşacaktır'.